SATIŞ PRİM SİSTEMİ NASIL GELİŞTİRİLİR?
Prim sistemi geliştirmek için yola çıktıysanız unutmamanız
gereken bir konu var; Satış sadece satış miktarı değildir. Satış derken satış
performansını kastediyoruz. Yapılan satışın performansını ölçmede miktar
yeterli olmaz. Bu nedenle satış, sadece miktar değildir dedik. Satış aynı
zamanda ortalama vadedir, ortalama fiyattır ve penetrasyondur. Satış
performansı bu bileşenlerin bir sonucudur.
Dolayısı ile satış priminin sadece miktara bağlı olması
eksik ve yetersiz kalacaktır. Diğer bileşenlerinde prim sistemine dahil
edilmesi gerekir. Peki bunu nasıl yapacağız?
Bu yazımda 5 adımda prim sisteminin nasıl geliştirileceğini
ele alacağız.
Birinci Adım: Mevcut Durum Analizi
İlk adım geçtiğimiz döneme ilişkin satış performansının
ölçülmesidir. Bir önceki yıl başta olmak üzere geçtiğimiz üç yılın analiz
edilmesinde fayda var. Analiz edilecek başlıklar aşağıdadır.
1.
Satış Analizi
a.
Ürün bazlı Satışlar
b.
Bölge Bazlı Satışlar
c.
Satıcı Bazlı Satışlar
d.
Bayi/Müşteri Bazlı Satışlar
2.
Ortalama Fiyat Analizi
a.
Şirket Bazlı
b.
Satıcı Bazlı
c.
Bölge Bazlı
d.
Bayi/Müşteri Bazlı
3.
Tahsilat Analizi
a.
Şirketin Ortalama Vadesi
b.
Satıcı bazlı ortalama Vade
c.
Bölge Bazlı ortalama Vade
d.
Bayi/müşteri bazlı vade
e.
Açık Hesap Miktarı/Oranı
f.
Batık Miktarı/Oranı
g.
DBS miktarı Oranı
h.
Tahsilat Türü Analizleri
4.
Penetrasyon Analizi
a.
Ürün Penetrasyonu
b.
Bayi/müşteri penetrasyonu
Satışları analiz ederken bir referans noktası almanız
gerekir. Yıllar itibari ile büyüme trendi, toplam Pazar büyüklüğüne göre durumu
veya bölgeler arası karşılaştırma gibi kıyaslama noktaları belirlemelisiniz.
Gerçek performansı ancak böyle ölçebilirsiniz. Ürün satışlarında ürün
segmentlerinden karlı olanların satış eğilimi mercek altına alınmalıdır.
Ortalama fiyatlar her şirkette anlamlı olmayabilir. Ancak
farklı ürünler, fiyatlar ve kar oranları varsa mutlaka analiz edilmelidir. Çok
önemli bir göstergedir.
Tahsilat kalitesinin ölçülmesi için ERP sisteminden doğru
raporları alabilmelisiniz. ERP yazılımları bu kabiliyettedir. Ancak her şirket
etkili bir şekilde kullanamaz. Bu konuda bir sorun varsa çözülmelidir.
Penetrasyon performansı şirketin gelecekteki satışlarını
güvence altına almak için önemlidir. Yeni müşteri, bayi, satış noktası kazanımı
önemlidir.
Bu analizler şirketin güçlü ve zayıf yanlarını
gösterecektir. Varsa problemli alanlar netleşecektir.
İkinci Adım: KPI’ların Tanımlanması
Satış performansını ölçmek için KPI’lar mümkün olduğunca en
geniş şekilde tanımlanmalıdır. Bu KPI’lardan hangilerinin satış priminde
kullanılacağına ayrıca karar verilmelidir.
Örneğin müşteri ziyaret sayısı, verilen teklif
adeti/miktarı, satışa dönen teklif miktarı, yapılan tahsilat miktarı gibi metrikler KPI içinde
değerlendirilebilir. Ancak bunların hepsini prime dahil etmek mantıklı
değildir. Mümkünde olmayacaktır. Prim sisteminde kriter sayısı gereğinden fazla
olmamalıdır.
Satışın bir hacim, karlılık, tahsilat ve rekabete karşı
üstünlük mücadelesi olduğu konusunda mutabık kalacağımıza inanıyorum. Dolayısı
ile satış faaliyetinin 4 ana omurgası vardır;
·
Satışı Arttırmak
·
Karlılığı Arttırmak
·
Tahsilat Kalitesini Arttırmak
·
Penetrasyonu Arttırmak
Prim sistemi 4 ana omurgaya göre kurgulanmalıdır.
Üçüncü Adım: İyileştirme ve Geliştirme Alanlarının
Tespiti
Bu adımda artık genelden özele yani şirketin fiili durumuna
inmek gerekir. Her şirketin geliştirmesi gereken alanları, ihtiyaçları
farklıdır. 4 ana omurgayı yine kullanacağız ama biraz özelleştireceğiz bu
aşamada.
·
Şirketin ihtiyacı hızlıca satış miktar ve ciro
artışı ise ağırlığı fazla olmalıdır.
·
Tahsilat problemi varsa, ödeme vadeler uzunsa,
tahsilat süreleri geçse ve hatta açık hesap oranları yüksek ise bu KPI’ın önemi
ve ağırlığı fazla olmalıdır.
·
Veya pazarda hızlıca penetre olma ihtiyacı varsa
penetrasyon KPI’ın ağırlığı daha fazla olacaktır.
Buna vurgu yapıyorum çünkü bazı şirketlerde bazı konular çok sıkıntılı oluyor.
Örneğin ciddi tahsilat kalitesi sorunu var ama hala satış miktarına yüksek
primler verilebiliyor. Zaten tahsilat probleminin kaynağıda bu yaklaşımdadır. Primde tahsilatın ağırlığı arttırılmazsa bu
problem devam edecektir.
Bu nedenle tavsiyem geliştirilmesi ve iyileştirilmesi
gereken alanların primde ağırlığının arttırılmasııdır. Bir iki yıllık sürede
iyileştirme gerçekleşince ağırlıklandırma daha dengeli yapılabilir.
Dördüncü Adım: Prim Sistematiğinin Tanımlanması
Bu adımda prim sisteminin mekaniği belirlenir. Bu aşamada
altı başlığın kurgulanması gerekir.
1.
Ödenecek Prim miktarı : Satış ekibine ne kadar
prim ödenecektir. Bazen ciro üzerinden bir oran ödenir bazen maaş üzerinden.
Şirketin ve sektörün koşulları içinde değerlendirilmelidir.
2.
Prim ödeme periyodu: Prim ödeme periyodu aylık,
3 aylık, 6 aylık ve 12 aylık olarak ödenebilir.
3.
Prim Kriterleri: İkinci adımda belirlenen
KPI’lar artık prim kriterleri olacaktır.
4.
Prim Kriterlerinin Limitleri: Burada prim
kriterlerinin ne kadarlık gerçekleşme oranında hakediş olacağının tanımlanması
gerekir. Örneğin satışta %100 gerçekleşmede istenebilir, %90’da. Sektörün,
ekonominin trendlerine göre makul bir sapma tanımlanmasında fayda var.
5.
Prim Kriterlerinin Ağırlığı: Üçüncü adımda belirlediğimiz iyileştirme alanlarını
burada kullanacağız. Satış miktar/ciro ağırlığı her zaman yüksek olacaktır. Ama
tahsilat sorunu olan bir şirkette bu ağırlığın önemli bir kısmı tahsilat
kalitesine kaydırılabilir. Bu madde çok kritik. Burada yapacağınız tanımlama
ile satış ekibine neyin önemli olduğu mesajını verirsiniz.
6.
Prim Alma Koşulları: Satışta iki önemli
performansımız daha vardır. Açık hesap ve batık hesap. Açık
hesap, yapılmış ama parası kasaya girmemiş tahsilattır. Dolayısı ile tahsil
edilmemiş satıştan prim ödenmemelidir. Batık hesap yine önemlidir. Gerçi batık
hesaptan tek başına satış sorumlu
tutulamaz. Batan müşteri zaten finansal olarak riskli bir müşteri demektir. Ve bu
müşteri satış yapılmadan önce tespit edilmesi gerekirdi. Bu tespitte finansman
bölümünün de sorumluluğu vardır. Ancak ben bu koşulun eklenerek satış ekibinde
bir otokontrol oluşturmayı hedefliyorum. Bu şekilde satış ekibinin riskli
olduğunu bile bile satış yapmasını önlemeye çalışırız. Tabi bu iki koşulun çok
dikkatli kurgulanması gerekir.
Beşinci Adım: Model Kurgusu
Prim modeli bütün çalışmaların bağlandığı yerdir. Prim modeli
satış ekibinin ne yapması ve nasıl yapması durumunda ne kadarlık prim alacağını
tanımlamalıdır. Dolayısı ile matematiksel bir model olacaktır. Bu model excel
tablosuna aktarılmalıdır. Bu aşamada değişik formatlar geliştirilebilir. Biraz
karmaşık olacaktır. Yine de mümkün olduğunca sade olması için çaba
gösterilmelidir.
Prim sisteminin işlemesi ERP’den KPI raporlarının alınmasına
bağlıdır. ERP veya benzer programlar yoksa prim sistemini uygulamak zor
olacaktır.
Fakat prim sistemi kurgusu yapmak ve bunu sade, anlaşılır
bir şekilde dokümante etmek zordur. Bazen çıkmaz yollara girilir. Bazen
belirsizlik yaşanır. Sabırlı olup, matematiği ve exceli elden bırakmayarak
ilerlemek gerekir. Yeterince yoğunlaşıldığında bütün sistem zihninizde berrak
bir şekilde belirecektir.
Bu yazım ile birlikte aşağıdaki prim yazısını da okumanızı
tavsiye ederim.
https://kobitek.com/her-basarili-saticinin-arkasinda-iyi-bir-satis-primi-sistemi-vardir
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder