Bir şirkete kaç bayisi olduğunu sorduğunuzda çoğu
zaman net bir cevap alırsınız:
“Türkiye genelinde 150 bayimiz var.”
Fakat şu soruların cevapları genellikle aynı
ölçüde net değildir:
- Bu bayilerin kaçı düzenli olarak satış yapıyor?
- Kaçı markayı müşteriye aktif olarak öneriyor?
- Türkiye pazarının ne kadarını gerçekten kapsıyorlar?
- Bayilerin bulundukları bölgelerdeki pazar payları nedir?
- Hangi bayiler kendi potansiyelinin altında kalıyor?
- Hangi bölgelerde yeni bayilere ihtiyaç var?
- Şirket hangi bayiden ne kadar kazanıyor?
- Bayiler şirketle çalışmaktan gerçekten memnun mu?
Bayi sayısını bilmek kolaydır. Bayi ağının gerçek
gücünü bilmek ise çok daha zordur.
Sağlıklı bir bayi yönetimi için yalnızca bayi sayısının değil, bayi performansının, bölgesel pazar potansiyelinin, bayi kârlılığının ve bayi ağının pazarı kapsama gücünün birlikte ölçülmesi gerekir.
Çünkü bayi ağı, şirketin müşteri listesindeki
firmaların toplamı değildir. Doğru bölgelerde konumlandırılmış, şirketin
hedefleriyle uyumlu çalışan, markaya yatırım yapan, para kazanan ve bulunduğu
pazarı geliştiren ticari ortaklardan oluşan bir sistemdir.
Aşağıdaki belirtilerden birkaçı sizin
şirketinizde de varsa sorun tek tek bayilerden değil, bayi ağının
yapılanmasından kaynaklanıyor olabilir.
1. Bayi sayınız fazla, aktif bayi sayınız düşükse
Şirket kayıtlarında yüzlerce bayi bulunabilir.
Ancak bu bayilerin önemli bir kısmı yıl boyunca hiç sipariş vermiyor veya
yalnızca birkaç küçük siparişle çalışıyorsa kâğıt üzerindeki bayi sayısı
yanıltıcıdır.
Bazı şirketler uzun süredir sipariş vermeyen
firmaları bile bayi listesinde tutar. Böylece kendilerini pazarda güçlü ve
yaygın bir bayi ağına sahipmiş gibi değerlendirirler.
Oysa önemli olan toplam bayi sayısı değil;
- Düzenli sipariş veren,
- Belirli bir satış hacmi yaratan,
- Markayı müşteriye sunan,
- Yeterli ürün çeşitliliğiyle çalışan,
- Bölgesinde markayı temsil eden
aktif bayi sayısıdır.
İki yüz bayinin yalnızca kırkı düzenli satış
yapıyorsa şirketin iki yüz bayisi değil, kırk aktif bayisi vardır.
2. Satışların büyük bölümü birkaç bayide toplanıyorsa
Toplam satışların yüzde 50–60’ının birkaç büyük
bayi tarafından yapılması ilk bakışta avantaj gibi görülebilir. Büyük bayiler
yüksek ciro yaratır, toplu sipariş verir ve operasyonu kolaylaştırır.
Ancak bu yoğunlaşma aynı zamanda önemli bir
risktir.
Şirket birkaç bayiye aşırı derecede bağımlı hâle
geldiğinde bu bayiler;
- Daha yüksek iskonto talep edebilir,
- Ödeme vadelerini uzatmak isteyebilir,
- Rakip markalarla daha güçlü ilişkiler kurabilir,
- Şirketin fiyat ve satış politikalarını etkileyebilir,
- Çalışmayı bıraktığında önemli bir satış boşluğu yaratabilir.
Büyük bayilere sahip olmak değerlidir. Fakat bayi
ağının gücü yalnızca birkaç büyük bayiye değil, dengeli bir dağılıma
dayanmalıdır.
Bir bayinin kaybedilmesi şirketin satışlarını
ciddi biçimde sarsıyorsa ortada güçlü değil, kırılgan bir bayi ağı vardır.
3. Bazı bölgelerde çok sayıda bayi, bazı bölgelerde hiç bayi yoksa
Bayi ağları çoğu zaman planlanarak değil, yıllar
içinde gelen talepler ve kişisel ilişkiler üzerinden oluşur.
Bir bölgede peş peşe bayi açılırken yüksek
potansiyele sahip başka bir bölge tamamen boş kalabilir. Bazı illerde bayiler
birbirlerinin müşterilerine satış yaparken başka illerde müşteriler markaya
ulaşamaz.
Bu durum iki temel soruna yol açar:
Birincisi, yakın bölgelerdeki bayiler arasında
fiyat rekabeti ve müşteri çatışması başlar.
İkincisi, boş bırakılan bölgelerde satış
potansiyeli rakiplere teslim edilir.
Bayi bölgeleri yalnızca il sınırlarına göre de
belirlenemez. Nüfus, sektör yoğunluğu, müşteri sayısı, ulaşım imkânları,
rakiplerin gücü ve ticari çekim merkezleri dikkate alınmalıdır.
Bayi yerleşimi pazar potansiyeliyle örtüşmüyorsa
bayi ağınız kendiliğinden oluşmuş, ancak stratejik olarak yapılandırılmamış
demektir.
4. Yeni bayi açılıyor fakat şirket satışları aynı ölçüde büyümüyorsa
Bayi sayısındaki artışın satışlara yansıması
beklenir. Ancak bazı şirketlerde yeni bayiler açıldığı hâlde toplam satış kayda
değer biçimde büyümez.
Çünkü yeni bayi her zaman yeni satış anlamına
gelmez.
Yeni açılan bayi;
- Mevcut bayilerin müşterilerine satış yapabilir,
- Aynı pazardaki mevcut satışları paylaşabilir,
- Yeterli müşteri potansiyeline sahip olmayabilir,
- Markayı aktif olarak satmayabilir,
- Sadece fiyat avantajlarından yararlanmak isteyebilir.
Bu durumda şirket pazarını büyütmek yerine mevcut
cirosunu daha fazla bayi arasında bölüştürür. Bayi başına düşen satış azalır,
bayilerin kazancı düşer ve kanal içi rekabet artar.
Yeni bayinin başarısı “bayilik sözleşmesinin
imzalanmasıyla” değil, şirkete kazandırdığı ilave satışla ölçülmelidir.
5. Bayileriniz ürün portföyünüzün yalnızca küçük bir bölümünü satıyorsa
Bir bayi şirketten düzenli sipariş veriyor
olabilir. Ancak sadece en bilinen, en hızlı dönen veya en düşük fiyatlı
ürünleri satıyorsa markanın tüm ticari potansiyelini kullanmıyor demektir.
Örneğin şirketin yüz farklı ürünü bulunmasına
rağmen bayilerin çoğu yalnızca on üründe satış yapıyorsa temel sorunlardan biri
ürün penetrasyonudur.
Bu durum;
- Bayilerin diğer ürünleri yeterince tanımadığını,
- Satış ekibinin portföy yönetimi yapmadığını,
- Bazı ürünlerin değer önerisinin açıklanamadığını,
- Bayilerin yalnızca kendiliğinden talep gören ürünlere yöneldiğini,
- Çapraz satış fırsatlarının değerlendirilemediğini
gösterebilir.
Bayinin cirosu tek başına yeterli bir performans
göstergesi değildir. Hangi ürün gruplarını sattığı ve ürün portföyünün ne
kadarını müşterilerine ulaştırdığı da ölçülmelidir.
6. Aynı potansiyele sahip bölgelerde çok farklı satış sonuçları alıyorsanız
Birbirine benzeyen iki bölgede satışlar arasında
büyük farklar varsa bunun nedeni yalnızca “piyasa şartları” olmayabilir.
Bir bölgede güçlü satış yapılırken benzer nüfusa,
müşteri yapısına ve sektörel potansiyele sahip başka bir bölgede satışların
düşük kalması şu ihtimalleri gündeme getirir:
- Bayi yeterli satış gücüne sahip olmayabilir.
- Marka bölgede yeterince temsil edilmiyor olabilir.
- Satış ekibi bayiyi geliştiremiyor olabilir.
- Bölge sınırları yanlış belirlenmiş olabilir.
- Rakipler daha güçlü bir kanal yapısı kurmuş olabilir.
- Şirketin fiyat, ürün veya hizmet modeli bölgenin ihtiyaçlarıyla
örtüşmüyor olabilir.
Burada sorulması gereken kritik soru şudur:
Bayi mi zayıf, yoksa bölge mi zayıf?
Bu sorunun cevabı verilmeden bayiyi değiştirmek
de mevcut bayiyle devam etmek de risklidir. Doğru karar, bayi performansı ile
bölge potansiyelinin birlikte analiz edilmesiyle verilebilir.
7. Bayiler sürekli fiyat ve iskonto talep ediyorsa
Bayilerin her görüşmede fiyat, iskonto ve vade
konularını gündeme getirmesi yalnızca pazardaki rekabetin sonucu değildir.
Bu durum bazen şirketin bayiye yeterli kazanç
modeli sunamadığını, bazen de bayinin ürünü müşteriye yalnızca fiyat üzerinden
satabildiğini gösterir.
Bayi markanın farklılığını ve müşteriye sunduğu
değeri anlatamıyorsa elindeki tek satış aracı fiyat olur. Fiyatla satmaya
çalışan bayi ise sürekli daha fazla iskonto ister.
Bu tablo;
- Değer önerisinin zayıf olduğunu,
- Bayi satış personelinin eğitilmediğini,
- Bayi kârlılığının doğru tasarlanmadığını,
- Performans ile ticari koşullar arasında bağ kurulmadığını,
- İskontoların alışkanlığa dönüştüğünü
gösterebilir.
İskonto talebi çoğu zaman yalnızca bir fiyat
problemi değil, bayi sistemindeki daha derin bir sorunun belirtisidir.
8. Satış ekibiniz zamanının çoğunu sipariş ve tahsilatla geçiriyorsa
Birçok şirkette bölge satış yöneticileri bayi
yöneticisi olarak değil, sipariş takipçisi ve tahsilat sorumlusu olarak
çalışır.
Günlük işlerin yoğunluğu içinde şu çalışmalar
geri planda kalır:
- Bayinin bölgesel pazar potansiyelini analiz etmek,
- Satış hedeflerini ürün ve müşteri bazında planlamak,
- Bayinin satış ekibini geliştirmek,
- Yeni müşteri kazanımını takip etmek,
- Rakiplerin bölgedeki faaliyetlerini incelemek,
- Bayinin stok yapısını iyileştirmek,
- Bayi kârlılığını değerlendirmek.
Bu durumda şirket bayileri yönetmez; bayilerden
gelen siparişleri yönetir.
Oysa gerçek bayi yönetimi, bayinin bugün verdiği
siparişi takip etmekten çok, yarın ne kadar satış yapabileceğini ve bunun için
hangi kapasitelere ihtiyaç duyduğunu belirlemektir.
9. Bayilerinizin ne kadar kazandığını bilmiyorsanız
Ana firma çoğunlukla kendi cirosunu, brüt kârını
ve tahsilatını takip eder. Fakat bayinin aynı ticari ilişkiden ne kadar
kazandığını bilmez.
Oysa bayinin;
- Brüt kâr marjı,
- Stok devir hızı,
- Finansman maliyeti,
- Satış ve servis giderleri,
- Personel maliyeti,
- Tahsilat riski,
- Yaptığı yatırımın geri dönüşü
bilinmeden sağlıklı bir bayi sistemi kurulamaz.
Ciro yapan ancak para kazanamayan bayi, bir süre
sonra markaya yatırım yapmayı bırakır. Stoklarını azaltır, satış personelini
başka markalara yönlendirir veya daha kârlı gördüğü rakip ürünlere öncelik
verir.
Bayilerin şirketle çalışmaya devam etmesi,
sistemin sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Bazıları daha iyi bir alternatif
bulamadığı için sistemde kalıyor olabilir.
Bayi kazanamıyorsa ana firmanın büyümesi de
sürdürülebilir değildir.
10. Bayi ağı birkaç kişinin hafızası ve ilişkileriyle yönetiliyorsa
Bazı şirketlerde bayi ağı; patronun, satış
müdürünün veya deneyimli birkaç bölge yöneticisinin kişisel ilişkileri
sayesinde ayakta durur.
Hangi bayinin güçlü olduğu, kimin ödeme problemi
yaşadığı, hangi bölgede fırsat bulunduğu ve hangi bayinin ayrılmaya
hazırlandığı bu kişilerin hafızasındadır.
Fakat bunları gösteren kurumsal bir sistem
bulunmaz.
- Yazılı bayi seçme kriterleri yoktur.
- Bayi performans puanlaması yapılmaz.
- Bölge potansiyelleri bilinmez.
- Bayi geliştirme planları hazırlanmaz.
- Bayi kayıp riski ölçülmez.
- Düzenli ve karşılaştırılabilir raporlar üretilmez.
- Bayi açma ve kapatma kararları nesnel verilere dayanmaz.
Deneyimli yönetici ayrıldığında sistemin önemli
bölümü de onunla birlikte gider.
Kişisel ilişkiler bayi yönetiminde değerlidir.
Ancak ilişkilerin güçlü olması, sistemin güçlü olduğu anlamına gelmez. Kurumsal
bir bayi ağı, kişiler değiştiğinde dağılmadan çalışmaya devam edebilmelidir.
Asıl sorun bayi sayısı değil, bayi sisteminin niteliğidir
Şirketler bayi ağlarında sorun yaşamaya
başladığında genellikle ilk olarak bayileri suçlar:
“Bayiler eskisi kadar çalışmıyor.”
“Bayiler sadece iskonto istiyor.”
“Yeni müşteri bulmuyorlar.”
“Bizim ürünümüze yeterince odaklanmıyorlar.”
Bu tespitlerin bir kısmı doğru olabilir. Ancak
bayilerin davranışı çoğu zaman sistemin ürettiği bir sonuçtur.
Yanlış seçilmiş, bölgeleri doğru tanımlanmamış,
kazanç modeli kurulmamış, performansı ölçülmeyen ve gelişimi yönetilmeyen
bayilerden güçlü sonuçlar beklemek gerçekçi değildir.
Bu nedenle patronların önce şu soruyu sorması
gerekir:
Gerçekten bir bayi sistemimiz mi var, yoksa
yıllar içinde birikmiş bir bayi listemiz mi?
Güçlü bir bayi ağı kendiliğinden oluşmaz.
Tasarlanır, ölçülür, yönetilir ve sürekli geliştirilir.
Eğer bu yazıdaki belirtilerin birkaçını kendi
şirketinizde görüyorsanız çözüm hemen yeni bayiler bulmak veya mevcut bayilere
daha yüksek hedefler vermek olmayabilir.
Önce mevcut bayi ağının fotoğrafını çekmek
gerekir:
- Doğru bayilerle mi çalışıyorsunuz?
- Bayiler doğru bölgelere mi yerleştirildi?
- Pazarın ne kadarını kapsıyorsunuz?
- Hangi bayiler potansiyelinin altında kalıyor?
- Bayileriniz markanızdan yeterince kazanıyor mu?
- Satış ekibiniz bayi performansını gerçekten yönetiyor mu?
- Bayi kanalınız şirkete ne kadar ciro değil, ne kadar kârlı ve
sürdürülebilir büyüme sağlıyor?
Çünkü teşhis doğru konulmadan yapılan her yeni
bayi yatırımı, mevcut sorunları büyütebilir.
Bazen zayıf olan bayiler değildir. Onları seçen,
konumlandıran ve yöneten sistemdir.
Bayi Kanalıyla Büyüme : Bayi Yönetimi Rehberi
Bayi Kanalıyla Büyüme : Yeni Bayi Yapılanması Rehberi
Bayi Kanalıyla Büyüme : Satış Yönetimi Nasıl Yapılır? Satış Yönetiminin 10 Temel Bileşeni
Bayi Kanalıyla Büyüme : Ticari Şartlar Nasıl Belirlenir? İskonto, Vade ve Bayi Politikası Rehberi
Bayi Ağınızın Gerçek Fotoğrafını Çıkarın
Bayi ağınızda bu belirtilerden birkaçını görüyorsanız çözüm hemen yeni bayi bulmak, mevcut bayileri değiştirmek veya satış hedeflerini artırmak olmayabilir.
Önce mevcut sistemin doğru teşhis edilmesi gerekir.
Bayi ağı analizinde; aktif bayi yapısı, bayi performansı, bölgesel pazar potansiyeli, pazar kapsama oranı, ürün penetrasyonu, bayi kârlılığı, ticari şartlar ve satış ekibinin bayi yönetim kapasitesi birlikte değerlendirilmelidir.
Bayi ağınızın nerede güçlü, nerede zayıf ve nerede büyüme potansiyeline sahip olduğunu görmek istiyorsanız mevcut bayi sisteminizi birlikte analiz edebiliriz.