Sorun Yeni Yatırım Yapılamaması mı, Mevcut Ticari Zincirin Çalışmaması mı?
“Yüksek faiz nedeniyle yatırım yapılamıyor; teknolojiye ve ilave kapasiteye yatırım yapılamıyor.”
Son dönemde bu ve benzeri ifadeler çok sık tekrarlanıyor. Kuşkusuz yüksek faiz yatırım kararlarını olumsuz etkiler. Finansman maliyeti yükseldiğinde yeni fabrika, makine, teknoloji ve kapasite yatırımlarının geri dönüş süresi uzar; bazı projeler ertelenir, bazıları ise ekonomik olmaktan çıkar.
Ancak bu doğru tespitin, bugün sanayide yaşanan bütün sorunları açıklamak için kullanılması tartışmalıdır.
Söylem çoğu zaman şu izlenimi yaratıyor: Sanki şirketler normal koşullarda sürekli yeni fabrika kuruyor, makine alıyor ve kapasite artırıyordu; faizler yükselince bu yatırımlar durdu ve sanayi üretimi bu nedenle geriledi.
Oysa ekonominin günlük işleyişini sağlayan yalnızca yeni yatırımlar değildir. Asıl sürekliliği mevcut üretim, satış, tedarik, tahsilat ve finansman zinciri sağlar.
Bu nedenle iki ayrı konuyu birbirinden ayırmak gerekir:
Yeni yatırım yapılamaması
Mevcut ticari zincirin sağlıklı çalışmaması
Yeni yatırım neden önemlidir?
Yeni yatırımlar şirketlerin orta ve uzun vadeli geleceğini belirler.
Teknoloji yatırımları verimliliği artırır. Kapasite yatırımları büyüme imkânı yaratır. Yeni fabrikalar üretim ve istihdam kapasitesini genişletir. Ar-Ge ve otomasyon yatırımları şirketlerin rekabet gücünü geliştirir.
Yüksek faiz bu yatırımların ertelenmesine neden olabilir. Bunun sonucu hemen ortaya çıkmayabilir; ancak birkaç yıl sonra kapasite, verimlilik, teknoloji ve rekabet gücü kaybı olarak görülebilir.
Dolayısıyla yüksek faizin yatırımları baskıladığı eleştirisi önemlidir. Fakat bu daha çok orta ve uzun vadeli bir büyüme ve rekabet gücü sorunudur.
Bugünkü üretim ve ticaret daralmasını tek başına açıklamaz.
Mevcut ticari zincir neden daha kritik olabilir?
Bir şirket yeni yatırım yapmadan da yıllarca üretmeye devam edebilir. Fakat işletme sermayesi olmadan mevcut üretimini bile sürdüremez.
Şirketin günlük faaliyet zinciri kabaca şöyledir:
Hammadde alımı → Üretim → Stok → Satış → Fatura → Vade → Tahsilat → Yeniden satın alma ve üretim
Bu zincirin çalışması için şirketin;
Hammadde alabilmesi,
Üretim giderlerini karşılayabilmesi,
Çalışanlarının ücretlerini ödeyebilmesi,
Müşterilerine belirli vadeler verebilmesi,
Stoklarını finanse edebilmesi,
Tahsilat gerçekleşene kadar faaliyetini sürdürebilmesi
gerekir.
Yüksek faiz bu zincirin yalnızca yatırım aşamasını değil, her halkasını etkiler.
Şirket makine yatırımı yapmasa bile hammadde almak için finansmana ihtiyaç duyabilir. Satış yaptığı müşteriye 90 veya 120 gün vade vermek zorunda kalabilir. Tahsilat geciktiğinde maaşını, vergisini ve tedarikçisini ödemek için kredi kullanabilir.
Kredi maliyeti yükseldiğinde şirketin yalnızca yatırım iştahı azalmaz; mevcut işi döndürme maliyeti de yükselir.
Asıl kısa vadeli sorun çoğu zaman burada ortaya çıkar.
Kapasite var ama kullanılabiliyor mu?
Yeni kapasite yatırımı yapılamadığından şikâyet etmeden önce mevcut kapasitenin ne kadarının kullanılabildiğine bakmak gerekir.
Eğer şirketlerin:
Siparişleri azalıyorsa,
İç ve dış talebi daralıyorsa,
Stokları yükseliyorsa,
Tahsilat süreleri uzuyorsa,
Müşterileri ödeme yapmakta zorlanıyorsa,
Mevcut üretim kapasitesi atıl kalıyorsa,
yeni kapasite yatırımının yapılamaması birincil sorun değildir.
Piyasada talep yoksa yeni fabrika ne üretecektir?
Mevcut makineler tam kapasite çalışmıyorsa ilave kapasite yatırımına neden ihtiyaç duyulacaktır?
Şirket mevcut satışını finanse edemiyorsa yeni yatırımın finansmanını nasıl taşıyacaktır?
Bu nedenle “yüksek faiz yüzünden kapasite yatırımı yapılamıyor” ifadesi, mevcut kapasitenin kullanım durumu açıklanmadan eksik kalır.
Sorun bazen kapasite yetersizliği değil, mevcut kapasitenin ekonomik biçimde çalıştırılamamasıdır.
Yatırım kredisi ile işletme sermayesi kredisi aynı şey değildir
Tartışmadaki önemli eksiklerden biri de bütün finansman ihtiyacının “yatırım finansmanı” başlığı altında ele alınmasıdır.
Oysa şirketlerin iki farklı finansman ihtiyacı vardır:
Yatırım finansmanı: Makine, tesis, teknoloji, otomasyon ve kapasite yatırımları için kullanılır.
İşletme sermayesi finansmanı: Hammadde, stok, üretim giderleri, müşteri vadeleri ve günlük faaliyetlerin sürdürülmesi için kullanılır.
Yüksek faiz her ikisini de etkiler; ancak ekonomik sonuçları farklıdır.
Yatırım finansmanındaki daralma gelecekteki büyümeyi ve verimliliği sınırlar. İşletme sermayesi finansmanındaki daralma ise mevcut üretimi, satışı ve ticari zinciri bugünden aksatır.
Bugün birçok şirketin öncelikli sorusu yeni fabrika kuramamak değil; mevcut fabrikasında ürettiği malı satmak, satışını tahsil etmek ve yeni üretim döngüsünü finanse etmek olabilir.
Talep, tahsilat ve vade zinciri bozulduğunda
Tüketimi kısmaya yönelik ekonomi politikası talebi azaltır. Talep azaldığında satışlar yavaşlar. Satış yapmak isteyen şirketler daha uzun vade ve daha yüksek iskonto vermeye başlayabilir.
Bu kez şirket aynı anda üç baskıyla karşılaşır:
Satış miktarı düşer.
Satışın kâr marjı azalır.
Tahsilat süresi uzar.
Böyle bir ortamda şirketin finansman ihtiyacı satışından daha hızlı büyüyebilir.
Örneğin şirket üretim maliyetini bugün öder, malını vadeli satar ve parasını dört ay sonra tahsil eder. Aradaki süreyi finanse etmek zorundadır. Faiz yükseldiğinde bu finansmanın maliyeti, satıştan elde edilen kârı aşabilir.
Şirket ciro yapar ama kâr edemez.
Kâr eder ama nakit üretemez.
Satış yapar ama yeni siparişi finanse edemez.
Bu durumda temel mesele yatırım eksikliği değil, mevcut ticari döngünün sürdürülebilirliğidir.
Her sorunu faize bağlamak da eksik kalır
Yüksek faiz mevcut ticari zincirin maliyetini artırır; fakat şirketlerin finansman ihtiyacının tamamını faizler yaratmaz.
Şirketlerin ne kadar finansmana ihtiyaç duyacağını aynı zamanda;
Stok politikası,
Tahsilat vadeleri,
Müşteri seçimi,
Ürün kârlılığı,
Fiyatlama disiplini,
Satın alma koşulları,
Kapasite planlaması,
Borçlanma yapısı,
Kur riski,
Kâr dağıtım politikası,
Yatırım kararları
belirler.
Faiz makroekonominin belirlediği finansman maliyetidir. Fakat finansmana ne kadar ihtiyaç duyulduğu önemli ölçüde şirketin iş modeli ve yönetim kararlarıyla ilişkilidir.
Bu nedenle iki şirket aynı faiz ortamında tamamen farklı sonuçlar üretebilir. Biri stoklarını ve alacaklarını daha iyi yöneterek düşük finansman ihtiyacıyla çalışırken diğeri aynı ciroyu çok daha yüksek borçla çevirebilir.
Yüksek faiz kötü yönetilen işletme sermayesinin maliyetini daha görünür hâle getirir.
Doğru tartışma nasıl kurulmalı?
“Yüksek faiz nedeniyle yatırım yapılamıyor” demek yerine şu sorular sorulmalıdır:
Mevcut üretim kapasitesinin ne kadarı kullanılıyor?
Şirketlerin siparişleri ve satış miktarları neden azalıyor?
Tahsilat süreleri ne kadar uzadı?
Stokta kalma süresi nasıl değişti?
İşletme sermayesi ihtiyacı neden büyüyor?
Finansman giderleri faaliyet kârının ne kadarını tüketiyor?
Şirketler satışlarını ne ölçüde borçla finanse ediyor?
Yatırım eksikliği bugünkü üretimi mi, gelecekteki rekabet gücünü mü etkiliyor?
Sorunun ne kadarı faizden, ne kadarı talep daralmasından kaynaklanıyor?
Yönetim kararları şirketlerin finansman ihtiyacını nasıl etkiliyor?
Bu sorular sorulmadan yapılan tartışma, yatırımla günlük ticari faaliyeti birbirine karıştırır.
Sonuç
Yüksek faizlerin yatırımları yavaşlattığı açıktır. Teknoloji ve kapasite yatırımlarının ertelenmesi, sanayinin gelecekteki verimliliği ve rekabet gücü açısından ciddi bir risktir.
Ancak bugünkü üretim ve ticaret sorununu yalnızca yeni yatırım yapılamamasıyla açıklamak yeterli değildir.
Sanayinin kısa vadeli işleyişi açısından daha temel soru şudur:
Şirketler mevcut üretim, satış, stok, vade ve tahsilat zincirini sürdürebiliyor mu?
Yeni yatırımlar ekonominin gelecekteki kapasitesini oluşturur. Mevcut ticari zincir ise bugünkü üretimi ayakta tutar.
Bugün tartışılması gereken yalnızca “Neden yeni yatırım yapılamıyor?” sorusu değildir.
Aynı zamanda şu sorunun da cevabı aranmalıdır:
Mevcut fabrika, mevcut makine, mevcut çalışan ve mevcut müşteri portföyü neden yeterli satış, kâr ve nakit üretemiyor?
Sorun sadece yatırım yapamamak değilse, çözüm de yalnızca faizlerin düşmesini beklemek olamaz. Talep, işletme sermayesi, tahsilat, stok, fiyatlama, finansman yapısı ve yönetim kalitesi birlikte ele alınmalıdır.
Yeni yatırım yapamamak geleceğin sorunudur. Mevcut ticari zincirin çalışmaması ise bugünün sorunudur. Bu iki sorunu birbirine karıştırmadan tartışmak gerekir.
İlgili yazılar için;
Bayi Kanalıyla Büyüme : Finansman Çağından Yönetim Çağına
Bayi Kanalıyla Büyüme : Şirketinizi Güçlendiren Sekiz Yönetim Boyutu
Bayi Kanalıyla Büyüme : Ticari Büyüme ve Yönetim Rehberi
Şirketinizin Finansman İhtiyacının Gerçek Kaynağını Birlikte Analiz Edelim
Yüksek faiz şirketlerin finansman maliyetini artırır. Ancak şirketin ne kadar finansmana ihtiyaç duyduğunu; stok, tahsilat, ticari şartlar, müşteri seçimi, kârlılık, kapasite kullanımı ve yönetim sistemi belirler.
Danışmanlık çalışmalarım kapsamında;
işletme sermayesi analizi,
nakit dönüş süresi,
stok ve tahsilat performansı,
müşteri ve bayi riskleri,
ticari şartlar,
satış kârlılığı,
yönetim kaynaklı finansman ihtiyacı
konularını birlikte değerlendirerek şirketlere özel iyileştirme alanları belirliyorum.
Şirketinizin finansman ihtiyacının ne kadarının piyasa koşullarından, ne kadarının yönetim sisteminden kaynaklandığını görmek isterseniz benimle iletişime geçebilirsiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder