Rekabet:
Karşılıklı Hamleler Oyunu
Rekabet, tek taraflı kararlarla yönetilen bir
alan değildir. Rekabet, tarafların birbirlerinin hamlelerini sürekli olarak
izlediği, okuduğu ve buna karşılık yeni hamleler geliştirdiği bir karşılıklı
hamleler oyunudur. Bu oyunda hiçbir karar, rakiplerden bağımsız değildir.
Atılan her adım, karşı tarafta bir tepki üretir.
Bu nedenle rekabetçi pazarlarda pazarlama, “en
iyi kararı” bulma meselesi olmaktan çıkar. Mesele, rakiplerin olası
tepkilerini de hesaba katan kararlar alabilmektir. Ürün geliştirmek, fiyat
indirmek, kampanya yapmak veya yeni bir kanala girmek; hepsi ancak rakiplerin
buna nasıl karşılık vereceği düşünüldüğünde anlam kazanır.
Karşılıklı hamleler oyununda en sık yapılan hata,
rekabeti statik varsaymaktır. Rakiplerin yerinde duracağı, verilen tepkilerin
sınırlı kalacağı veya avantajın kalıcı olacağı düşünülür. Oysa rekabet, doğası
gereği dinamiktir. Bir şirket avantaj yakaladığında oyun bitmez; yeni bir tur
başlar.
Bu oyunda başarı, en agresif hamleyi yapmakla
gelmez. Başarı, rakiplerin yapabileceği hamleleri önceden öngörebilmek
ve onları zorlayacak alanları seçebilmekle gelir. Bazı hamleler rakibi karşılık
vermeye mecbur bırakır. Bazıları ise rakibi kendi güçlü olduğu alana çeker ve
avantajı kaybettirir. Doğru pazarlama, rakibin cevap vermekte zorlanacağı
hamleleri tasarlayabilmektir.
Karşılıklı hamleler oyunu aynı zamanda kaynak
yönetimi oyunudur. Her hamlenin bir maliyeti vardır. Fiyat indirmek marjdan
yer. Yaygınlaşmak operasyonu zorlar. Kampanyalar algıyı yıpratabilir. Bu
nedenle rekabet, yalnızca pazarda değil; şirketin iç dengelerinde de oynanır.
Dinamik pazarlamada rekabet; kazan–kaybet
mantığıyla değil, üstünlük kurma ve bu üstünlüğü sürdürme mantığıyla ele
alınır. Amaç rakibi yok etmek değil; oyunu kendi güçlü olduğun zeminde oynamaya
zorlamaktır. Çünkü karşılıklı hamleler oyununda kazananlar, en sert oynayanlar
değil; oyunu doğru okuyanlar olur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder