Son zamanlarda üzerinde sıkça düşündüğüm bir soru var.
Türkiye'de neden bu kadar çok şirket büyüyebiliyor ama aynı ölçüde güçlü yönetim sistemleri oluşturamıyor?
Bugün yüz milyonlarca, hatta milyarlarca lira ciro yapan birçok yerli şirket var. Kâr ediyorlar, yatırım yapıyorlar, fabrikalar kuruyorlar, yeni pazarlara giriyorlar.
Ancak perde arkasına baktığınızda çoğu zaman bambaşka bir tablo görüyorsunuz.
Kararlar kişilere bağlı.
Süreçler standart değil.
Departmanlar birbirinden kopuk çalışıyor.
Bilgi insanların kafasında duruyor.
Yetki devri sınırlı.
Performans ölçümü zayıf.
Ticari kararlar anlık reflekslerle alınıyor.
Makroekonomik koşullar değiştiğinde şirketin dengesi hızla bozulabiliyor.
Yani büyüklük artıyor ama yönetim kalitesi aynı hızda gelişmiyor.
Bence bunun önemli nedenlerinden biri, çok konuşulmayan bir gerçek.
Bugünkü yerli şirket patronlarının önemli bir kısmı ne işletme eğitimi almış ne de kurumsallaşmış büyük ölçekli bir şirkette uzun yıllar çalışmış kişiler.
Dolayısıyla iyi iş insanı olabilirler.
İyi tüccar olabilirler.
İyi girişimci olabilirler.
Fakat büyük bir organizasyonun nasıl sistemlerle yönetildiğini yaşayarak öğrenme fırsatı bulamamışlardır.
Bu bir eleştiri değil.
Bir tecrübe meselesidir.
Çünkü sistem içinde hiç çalışmamış bir insanın sistem kurmasını beklemek kolay değildir.
Bugün "kurumsallaşma" denildiğinde birçok patronun aklına profesyonel yöneticilere şirketi teslim etmek geliyor.
Bu yüzden de doğal olarak direnç oluşuyor.
Oysa kurumsallaşma patronun şirketten çekilmesi değildir.
Kurumsallaşma, şirketin kişilere bağımlılığının azaltılmasıdır.
Kurumsallaşma, aynı kararın bugün de yarın da benzer şekilde alınabilmesidir.
Kurumsallaşma, şirket hafızasının insanların zihninden süreçlere taşınmasıdır.
Kurumsallaşma, şirketin patron sayesinde değil, sistem sayesinde çalışabilmesidir.
Bunu bana öğreten yer ise Aygaz oldu.
1999 yılında Aygaz'da çalışmaya başladım.
2005 yılında ayrıldım.
Aradan 21 yıl geçti.
Benimle aynı dönemde işe başlayan arkadaşlarımın büyük bölümü bugün emekli oldu veya emeklilik aşamasına geldi.
Yıllar içinde satış temsilcileri değişti.
Bölge müdürleri değişti.
Satış müdürleri değişti.
Direktörler değişti.
Genel müdür değişti.
Yönetim kurulları değişti.
Şirketin neredeyse bütün insan kadrosu büyük ölçüde yenilendi.
Ama Aygaz çalışmaya devam ediyor.
Çünkü şirketi ayakta tutan insanlar değil, sistem.
Elbette Aygaz kusursuz değildir.
Her kurum gibi hataları vardır.
Yanlış kararlar almıştır.
Eksikleri olmuştur.
Ancak sağlam bir omurgaya sahip olduğu için kişiler değişse bile şirket aynı temel prensiplerle yaşamaya devam edebilmektedir.
İşte kurumsallaşmanın gerçek anlamı budur.
Bir şirketin en büyük başarısı bugün güçlü olması değildir.
Kurucusu, yöneticileri ve çalışanları değiştikten sonra da aynı kaliteyle çalışmaya devam edebilmesidir.
Bence Türkiye'de artık tartışmamız gereken konu şirketlerin nasıl daha fazla satış yapacağı değil.
Nasıl daha güçlü yönetim sistemleri kuracağıdır.
Çünkü satış şirketi büyütür.
Ama sistem şirketi yaşatır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder