Türkiye'de
Bayi ve Distribütör Sistemlerinde Yaygın Görülen 9 Yönetim Hatası
İskonto, vade,
fiyat ve prim kararlarında oluşan sistemsizlik!
Türkiye'de üretici, ithalatçı ve dağıtıcı
firmaların önemli bir bölümü büyümesini bayi ve distribütör ağları üzerinden
gerçekleştirmektedir. Bu model doğru tasarlandığında son derece güçlü sonuçlar
üretir. Şirketler daha düşük sabit maliyetlerle daha geniş coğrafyalara
ulaşabilir, yerel pazar dinamiklerinden yararlanabilir ve satış
organizasyonlarını daha hızlı ölçeklendirebilirler. Bu nedenle bayi sistemi
birçok sektörde büyümenin temel araçlarından biri haline gelmiştir.
Ancak uygulamada dikkat çeken önemli bir sorun
bulunmaktadır. Şirketlerin önemli bir kısmı bayi sistemlerini yönetmek yerine
günlük ticari talepleri yönetmeye başlamaktadır. Başlangıçta istisna olarak
verilen bir iskonto zamanla standart uygulamaya dönüşmekte, belirli müşteriler
için açılan ilave vadeler kalıcı hale gelmekte, satış ekiplerine tanınan geçici
esneklikler zaman içerisinde kontrolsüz uygulamalara dönüşebilmektedir. Bir
süre sonra şirketin resmi ticari politikaları ile sahada uygulanan gerçek ticari
şartlar birbirinden tamamen farklılaşır.
Çoğu organizasyonda problem tek bir yanlış karar değildir. Problem;
yıllar içinde oluşan istisnaların, ayrıcalıkların ve kontrolsüz uygulamaların
kurumsal sistemin yerini almasıdır.
Sonuçta yöneticiler şu sorularla karşı karşıya kalırlar:
· Aynı ürün neden farklı bayilerde farklı fiyatlarla satılıyor?
· Hangi bayiye hangi şartların verildiği neden net olarak bilinmiyor?
· İskonto kararları hangi kurala göre alınıyor?
· Satış ekipleri ne kadar taviz verebilir?
· Riskli müşteriler neden hâlâ en avantajlı ticari şartlardan yararlanıyor?
· Prim sistemi gerçekten istenen davranışları mı ödüllendiriyor?
Bu soruların ortak cevabı çoğu zaman aynıdır:
Bayi ağı genişlemiş ancak
yönetim sistemi aynı ölçüde gelişmemiştir.
Bu nedenle Türkiye'de bayi ve distribütör sistemiyle çalışan şirketlerin
önemli bir bölümü birbirine çok benzeyen problemler yaşamaktadır. İnşaat
malzemelerinden endüstriyel ürünlere, dayanıklı tüketimden hızlı tüketim
ürünlerine kadar birçok sektörde benzer sorunlar görülür.
·
Kontrolsüz iskonto uygulamaları,
·
Gereğinden uzun vadeler,
·
Fiyat karmaşası,
·
Bölgesel çatışmalar,
·
Yanlış kurgulanmış prim sistemleri ve
·
Risk yönetimindeki eksiklikler zamanla
şirketlerin ticari disiplinini zayıflatmaktadır.
Bu makalede, sahada en sık karşılaştığım dokuz yönetim hatasını ele
alacağım. Ve daha kontrollü, daha şeffaf ve daha sürdürülebilir bir bayi
yönetim sistemi kurabilmek için uygulanabilir çözüm önerilerimi paylaşacağım.
1. Kontrolsüz
İskonto Uygulamaları
Bayi sistemlerinde en yaygın problemlerden biri
iskontoların sistematik bir politika yerine pazarlık yoluyla belirlenmesidir.
Birçok şirkette iskonto oranlarının hangi kriterlere göre verildiği net
değildir. Satış hacmi, ödeme performansı, stratejik önem veya ürün grubu gibi
objektif kriterler yerine anlık ticari baskılar belirleyici olmaktadır.
Pek çok
şirkette şu soruların cevabı yoktur:
- Maksimum iskonto oranımız nedir?
- Kim hangi orana kadar yetkilidir?
- Hangi müşteri hangi iskonto seviyesini hak etmektedir?
- İskonto kârlılığı nasıl etkiliyor?
Özellikle satış hedeflerinin baskın olduğu
organizasyonlarda iskonto, satış yapmanın en kolay aracı haline gelmektedir.
Satış temsilcileri sipariş almak için iskonto kullanmakta, bölge yöneticileri
hedef baskısı nedeniyle ilave tavizler verebilmekte, bazı durumlarda üst
yönetim de önemli müşterileri kaybetmemek adına sistem dışı uygulamalara izin
vermektedir.
Bir süre sonra fiyat listeleri anlamını
yitirmekte ve şirket içinde herkesin farklı fiyat uyguladığı bir yapı ortaya
çıkmaktadır. Bu durum yalnızca finansal sonuçları değil, bayi güvenini ve
kurumsal itibarı da olumsuz etkilemektedir.
2. Gereğinden
Uzun Vadelerin Normalleşmesi
Türk iş dünyasında vade çoğu zaman satış aracı
olarak kullanılmaktadır. Rekabet baskısı arttığında ilk verilen tavizlerden
biri ilave vade olmaktadır. Ancak birçok şirket vadeyi ticari bir maliyet
unsuru olarak değil, müşteri ilişkilerinin doğal bir parçası olarak
değerlendirmektedir.
Oysa her ilave vade günü şirket açısından
finansman yükü oluşturmaktadır. Özellikle yüksek faiz ve finansman
maliyetlerinin yaşandığı dönemlerde bu yük daha da artmaktadır. Buna rağmen
birçok organizasyonda vadeler sistematik olarak analiz edilmemekte, müşteri
riskleriyle ilişkilendirilmemekte ve standart politikalarla yönetilmemektedir.
Sonuçta satış organizasyonu farkında olmadan
müşterilerini finanse eden bir yapıya dönüşmektedir.
3. Kârsız
Büyüme Tuzağı
Birçok şirket büyümeyi yalnızca satış hacmi ve
ciro artışı üzerinden değerlendirmektedir. Bu nedenle bayi sayısının artması,
yeni bölgelere girilmesi ve satış hacmindeki yükseliş başarı göstergesi olarak
kabul edilmektedir.
Özellikle bayi
sistemlerinde şu tablo sık görülür:
- Satışlar artar
- Bayi sayısı artar
- Ciro yükselir
Ancak aynı
dönemde:
- Ortalama iskonto artar
- Ortalama vade uzar
- Tahsilat süresi büyür
- Karlılık düşer
Ancak büyümenin kalitesi çoğu zaman
sorgulanmamaktadır. Satışların hangi şartlarla yapıldığı, verilen tavizlerin
toplam maliyeti, iskonto ve vade yükleri, kampanya destekleri ve prim
maliyetleri çoğu zaman ayrı ayrı değerlendirilmekte, toplam etki gözden
kaçmaktadır.
Bu nedenle yöneticilerin yalnızca büyüme
rakamlarına değil, büyümenin hangi ticari şartlar altında gerçekleştiğine de
bakmaları gerekmektedir.
4. Bayiler
Arası Fiyat Karmaşası
Bir bayi organizasyonunun sürdürülebilirliği
açısından en kritik unsurlardan biri fiyat tutarlılığıdır. Ancak birçok
şirkette aynı ürünün farklı bayilere farklı şartlarla verildiği görülmektedir.
Bu farklılıklar her zaman sistematik nedenlere
dayanmamaktadır. Bazı durumlarda geçmiş ilişkiler, kişisel talepler veya anlık
kararlar belirleyici olmaktadır. Sonuç olarak bayiler arasında fiyat algısı
bozulmakta ve güven kaybı oluşmaktadır.
Bir bayi başka bir bayinin daha avantajlı
şartlarla çalıştığını öğrendiğinde ilk tepki aynı avantajları talep etmek
olmaktadır. Bu durum zamanla zincirleme bir baskı mekanizmasına dönüşmekte ve
şirket sürekli yeni tavizler vermek zorunda kalmaktadır.
5. Bölgesel
Fiyat Çatışmaları
Birçok sektörde farklı bölgelerde faaliyet
gösteren bayiler arasında müşteri çatışmaları yaşanmaktadır. Özellikle dijital
satış kanallarının yaygınlaşması ve lojistik maliyetlerinin azalmasıyla
birlikte bölgesel sınırlar giderek belirsizleşmektedir.
Fiyat farklılıkları yeterince kontrol
edilmediğinde bayiler birbirlerinin müşterilerine satış yapmaya başlamaktadır.
Bu durum kısa vadede bazı bayiler için avantaj yaratıyor gibi görünse de uzun
vadede firma düzenini bozmaktadır.
Üretici firma açısından bakıldığında ise pazar
kontrolü giderek zorlaşmakta ve bayi ağı içerisinde gereksiz rekabet
oluşmaktadır.
6. Hedefsiz
Prim Sistemleri
Prim sistemleri satış organizasyonlarında
davranışları yönlendiren en güçlü araçlardan biridir. Ancak birçok şirkette
prim sistemleri yalnızca satış hacmini ödüllendirmektedir.
Satış Hacminin
ödüllendirilmesinin sonucu;
- Gereksiz iskonto
- Gereksiz vade
- Riskli müşterilere satış
- Karlılık kaybı ortaya çıkar.
Bu durumda satış ekipleri doğal olarak yalnızca
daha fazla satış yapmaya odaklanmaktadır. Satışın hangi şartlarda yapıldığı,
verilen tavizler, tahsilat kalitesi veya müşteri riski ikinci plana
düşmektedir.
Sonuç olarak organizasyon istemediği davranışları
teşvik etmeye başlamaktadır. Doğru tasarlanmış prim sistemleri ise satışın yanı
sıra tahsilat, kârlılık, stratejik ürün hedefleri ve müşteri kalitesi gibi
unsurları da dikkate almalıdır.
7. Satış
Ekiplerinin Aşırı Fiyat Tavizi Vermesi
Birçok şirkette fiyat yönetimi fiilen satış
ekiplerinin inisiyatifine bırakılmıştır. Yetki sınırları net değildir. Hangi
koşullarda ne kadar iskonto verilebileceği açık şekilde tanımlanmamıştır.
Satışçı da
hedefe ulaşmak için elindeki en kolay araçları kullanır;
- fiyat indirimi
- ilave iskonto
- vade uzatma
Bu durumda satış ekipleri hedef baskısı altında en hızlı sonucu verecek
yönteme yönelmektedir: fiyat tavizi vermek. Kısa vadede satış gerçekleşir.Ancak
şirket uzun vadede zarar eder.
Sorun satış ekiplerinde değil, sistemi tasarlayan
yönetim anlayışındadır. Satış organizasyonunun fiyat yerine değer satmasını
sağlayacak araçlar geliştirilmediği sürece fiyat tavizleri kaçınılmaz hale
gelmektedir.
8. Riskli
Müşterilere Aynı Ticari Şartların Uygulanması
Birçok organizasyonda müşteri risk yönetimi ile
ticari şart yönetimi birbirinden kopuktur. Ödeme performansı zayıf olan veya
finansal açıdan risk taşıyan müşteriler, güvenilir müşterilerle aynı ticari
avantajlardan yararlanabilmektedir.
Bu yaklaşım hem risk yönetimi açısından
sakıncalıdır hem de doğru müşterilere yanlış mesaj vermektedir. Ticari
şartların belirlenmesinde müşteri risk seviyesinin dikkate alınması artık bir
tercih değil zorunluluktur.
Risk seviyesi yükseldikçe iskonto, vade ve kredi
limitleri yeniden değerlendirilmelidir.
9. Tahsilat
Riski ile Fiyat Arasındaki İlişkinin Kurulamaması
Şirketlerin önemli bir bölümünde fiyatlandırma
kararları satış departmanında, risk yönetimi ise finans departmanında
yürütülmektedir. Bu ayrım organizasyonel açıdan anlaşılır görünse de uygulamada
ciddi sorunlara yol açmaktadır.
Çünkü fiyat ile risk birbirinden bağımsız
kavramlar değildir. Peşin ödeme yapan müşteri ile altı ay sonra ödeme yapan
müşterinin aynı ticari şartlarla çalışması ekonomik açıdan rasyonel değildir.
Riskin ve finansman maliyetinin fiyatlandırma sistemine yansıtılması
gerekmektedir.
Bu ilişki kurulmadığında şirketler farkında
olmadan riskli müşterileri sübvanse etmeye başlamaktadır.
Çözüm: Ticari
Şartlar Sistemi Kurmak
Bu
problemlerin tamamının ortak nedeni aslında aynıdır:Sistemsizlik.
Başarılı bayi
organizasyonları tesadüfen oluşmaz.
Aşağıdaki
unsurların bütünleşik bir şekilde
kurulmalıdır;
- Bayi segmentasyonu
- İskonto politikası
- Vade politikası
- Risk yönetimi
- Prim sistemi
- Fiyatlandırma matrisi
- Yetki mekanizmaları
- ERP destekli kontrol süreçleri
Bu yapı
kurulduğunda:
- İyi bayi ödüllendirilir,
- Riskli bayi kontrol edilir,
- Satış ekipleri doğru davranış sergiler,
- Kârlılık korunur,
- Büyüme sürdürülebilir hale gelir.
Sonuç: Sorun
Bayilerde Değil, Sistemdedir
Bu dokuz problem ilk bakışta birbirinden bağımsız
görünmektedir. Ancak aslında hepsinin ortak bir kök nedeni vardır: kurumsal
ticari sistem eksikliği.
Türkiye'de
bayi ve distribütör sistemiyle çalışan şirketlerin büyük bölümü aslında rekabet
nedeniyle değil, kendi oluşturdukları ticari düzensizlik nedeniyle kârlılık
kaybetmektedir.
Sorun çoğu zaman bayilerde değildir. Sorun,
şirketlerin bayi sistemlerini yönetecek kuralları yeterince net tanımlamamış
olmalarıdır.
Bu nedenle bayi sistemlerinde sürdürülebilir
başarı elde etmek isteyen şirketlerin öncelikle daha güçlü ticari kurallar
oluşturmaya odaklanmaları gerekir. Çünkü büyüyen bayi organizasyonlarını ayakta
tutan şey kişisel ilişkiler değil, kurumsal disiplindir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder